FETHİYE MOTOSİKLET FESTİVALİ

FETHİYE MOTOSİKLET FESTİVALİ
21 Eylül 2005 saat 05:00
Yol notları ve izlenimler
Doğa dostu motosikletli Anadolu Kaplanları ile zevkli bir yolculuk yapmak ister misiniz? Haydi öyleyse…
Yer Kemancı Bar'ın önü. Fethiye'deki ilk Anatolian Tigers MC 1. Fethiye festivali için Black Shadow (Road Captain), Rıza/Arıza(Prospect), Tamer(Hangaround) dan oluşan iki makinelik ilk İstanbul ekibi, yaklaşık 900 km'lik Fethiye yolu için son hazırlıkları yapıyordu. Yağmakta olan yağmur, bu yolun daha zevkli bir hale geleceğinin ilk işaretlerini veriyordu.

Road Captain, makinesi olan 750 Shadow 3 kişilik malzeme yüklenmişti. Arıza'nın Suzuki 750' si ise iki kişi ve bir küçük çanta ile kuşanmış olduğu halde, saat 05:30'da Eskihisar'a doğru gaz açtık. Aslında Motosiklet Dünyası Dergisi'nden Ayça ile Bandırma feribotuna birlikte binmek için plan yapmıştık, ancak gemide yer olmayınca biz karadan giderek Ayça ile Balıkesir'de buluşmak zorunda kaldık.

Malum hatunlar bekletilmeyi pek sevmediğinden biraz gaz açmamız gerekli çünkü, buluşma noktasına kadar yaklaşık 270 km. yolumuz var... Eskihisar'a vardığımızda saat 6:16 olmuş ve yağmur durmuştu.

Motorlarımızı geminin güvertesine park ettikten sonra, tavşan kanı çaylarımız içerken yol üzerindeki uyguluyacağımız kuralların kısaca üstünden geçtik. Sadece 3 makine olduğumuzdan "Serbest still" yol sürüşüne karar verdik. Yol boyunca 'Road Captain, Ayça, Arıza' şeklinde sürüşü gerçekleştirecektik.Gerek radar uygulaması, gerekse kurallar çerçevesinde maksimum hızımızı 120 km. olarak belirledik .

BULUŞMA

Topçular'a teker koyduğumuzda Yalova-Bursa-Balıkesir yolunu takip ederek, Balıkesir'in biraz dışında, Motosiklet Dergisi'nden Ayça'yı beklemeye başladık. Ve 15 dk. sonra Ayça yanımızdaydı. Kısa bir tanışma ve brifing ardından bu kez 3 makine gaz açıyorduk. Yol tek kelimeyle harikaydı… Ama yol boyunca ortalama 120 kilometre ile gitmemiz, özelikle Fazer ile gelen Ayça'yı ve Suzuki ile Arıza'yı pek memnun etmediğini söyleyebilirim. Ama ne olursa olsun yol disiplinine sonuna kadar uymaktaydılar...

İLK TEHLİKE

Bu şekilde Aydın Otobanı'na gelmeden hemen önce, bir benzinciye giriş yaparken yolun ilk olayı gerçekleşti. Benzincideki pompaların tam önünde yaklaşık 2 araç genişliğinde bir alana mozot yada benzeri bir madde dökülmüş ve sonra burası "sözde" yıkanmış. (Üstüne talaş yada kum atılmalıydı). Dolayısıyla inanılmayacak kadar kaygan olan bu zemini ben son anda görerek yön değiştirirken, sağdan gelmekte olan Ayça, Fazer'ı ile bu alanın tam üzerinden geçip pompanın yanında durmak istedi. Ama fren yaptığı anda makinenin ön ve arkası birden kızakladı. Sadece 1-1,5 metre önündeki park halindeki araca çarpması kaçınılmazken ustaca bir frenleme ve soğukkanlılık ile kısrağının kontrolünü tekrar ele almayı başararak durdu. Şunu söylemeliyim ki; Ayça hakkında ilk "vay be!" dediğimiz andı... Tabii ki içimden, "Şımartmayalım hatunu hani" dedim... Ayça ile ilk gerçek tanışma fırsatımız burada oldu yarım saatlik bir mola ardından tekrar yoldaydık. Yol boyunca sorunsuz bir şekilde ilerlememiz devam ediyordu.

YOL

Road Captain olarak, yoldan çok aynadan ekibimdeki arkadaşlara bakarken açıkçası Ayça'nın sollama ve viraj kabiliyetine de hayran kaldım. Yine bir "vay be!" dedim. Bu kez açıkça söyledim ama tabiki sadece ben ve makinem duydu bunu...Öte yandan arkamdaki iki makineden birisinin Racing diğerinin Naked olması sebebiyle ve 120 km ile gidiyor olmamızın bir dezavantajı olarak, Arıza -Tamer-Suzuki üçlüsü ve Ayça -Fazer ikilisi bir süre gittikten sonra (yaklaşık 100-150 km.) motor üzerinde jimnastik hareketlerine başlamaları üzerine, mola vermek zorunda kalıyorduk. Aslından bundan hiç rahatsız olmuyorduk, çünkü ne kadar çok motor üzerinde kalırsak o kadar çok keyif alıyorduk. Üstelik Fethiye oradaydı ve bir yere gitmiyordu, eninde sonunda oraya varacaktık. Ama esas zevkli olan motorumuzun üzerinde gitmek ve birlikte sürmek değil miydi? O zaman istediğimiz kadar ve istediğimiz uzunlukta molalar vermekten daha güzel ne olabilirdi ki, bizde bu anların tadını çıkartıyorduk işte.... Aydın Otobanı'nı geçtikten sonra Ayça makinesini Tamer'e vererek (biraz da Tamer'in acısına son vermek için) yer değiştirdi. Tabii ki Tamer'in de biraz Fazer'ın tadına bakmak gibi bir şansı oldu. Ayça ise Arıza ile biraz yol yapmanın nasıl bir şey olduğunun tadına baktı. Kısacası herkesin keyfi yerinde bir yolculuk oluyordu.

POLİS

Muğla'dan, Gökova'ya geldiğimizde tam virajlar bitip, Dalaman istikametine gidecekken polis ekiplerince durdurulduk. Hiç bir cezai bir işlem söz konusu değildi, ne de olsa ortalama 80-100 km. ile bu son virajları almıştık. Bize kısa bir iki soru sorduktan sonra, (kaç km. ile gittiğimizi, nereye gittiğimizi vs. vs.) son olarak yavaş gitmemizi isteyen polis arkadaşlar, iyi yolculuklar dileyerek bizi tekrar yolumuza ve özgürlüğümüze bıraktılar...Polis dediğin işte böyle olmalı, sırf ceza kesmek için değil, bu şekilde hatır sormak için bile bizleri durdursa inanıyorum ki kaza oranlarında daha fazla düşüş olacaktır.

KARAYOLLARINA DUYURULUR; " NEREDE İŞARETLERİNİZ!!!.."

Fethiye'ye yaklaştıkça virajlar oldukça sıklaşmaya başladı. Artık dağları geçiyorduk, özellikle Göcek geçidi keyifliydi. Öte yandan artık hava kararmış saat 20:00 civarı olmuştu. Bu arada yolun yer yer mıcırlı olması ve yol kalitesinin düşmesinin yanı sıra, yol çalışmaları yapılan yollarda uyarı levhaları olmaması inanılmaz tehlikeler oluşturuyordu. Özellikle bir tanesinde, 80 km. gibi bir hızla kendimizi mıcırın içinde bulduk. Zor şartlarda makinaları dengeleyebildik. Buradan Karayollarına sesleniyoruz… "Hani nerede uyarı işaretleriniz!!!.." Ama bu olumsuzluklara rağmen, tüm ekip sağ salim, bu yolun üstesinden geldik. Bu arada Tamer'in kaskının camı arızalandığı için çıplak gözle yol alıyor olması, gece sürüşü boyunca biraz Tamer'i zorladı. Çünkü gece sürüş gözlüğünü yanına almamış olması kötü bir tesadüftü...

KAMP ATEŞİ

Artık yol yorgunluğunu kamp ateşinin karşısında biralarımızı yudumlarken, yapılan sohbetlerle ve esprilerle süsleyerek pekiştirmekten başka , orada bulunmanın keyfini çıkartmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı. Bu manzaraya yıldızların da eşlik ediyor olması ayrı bir keyifti. Maalesef şehirde yaşarken, çoğu kez bu güzellikleri unutmuyor muyuz? Her gün programlanmış gibi, kafamızı kaldırmadan işe gidip gelirken, orada olan bu güzellikleri, ya görmezden geliyoruz ya da göremiyoruz… Şimdi bu güzelliklerin zevkini çıkartmaktan başka ne yapabilirdik ki? Biz de sabah 04:30 a kadar öyle yaptık..Bu arada bolca yaptığımız yoldan ve hazırlandığımız bu festivalden bahsettik. Bu ateş başı muhabbeti esnasında, Ayça'nın da motosiklet konusunda ne kadar bilgili olduğunu öğrenmiş olduk. Hatun kendini motor kullanımı hakkında bayağı geliştirmiş. Bu işe gerçekten zaman ayırmış. "Bravo" doğrusu, biz bugüne kadar gerçekten bu kadar bilinçli, güzel (her yönüyle güzel :) ve oldukça başaralı motor kullanan bir bayan görmemiş olmanın şaşkınlığıyla onunla adeta kaynaştık. Eğer erkek olsaydı kesin Anatolian Tigers MC ye katılmasını isterdik .... Bu arada Ayça'nın harika kekler yaptığını da öğrendik. Hatta küçük bir numunenin tadına orada bakmamız, yarına kek siparişini vermemiz için yeterli oldu. Ayça'yı tanımanın bu festivalin tek süprizi olmadığını yaşadığımız ilk şaşkınlık olmadığını daha sonra öğrenecektik. Bu arada size bir uyarı Ayça'yı fazla kızdırmanızı tavsiye etmem hele arkasından sakın sinsice yaklaşmayın derim hatunda Uzakdoğu'dan ithal ne kadar savunma ve hücum sporu varsa tamamını bünyesinde toplamış. O yüzden tüm görüşmelerimizi TAKİP/FREN MESAFESİNDEN YAPTIĞIMIZI BELİRTEYİM ::

FESTİVAL BAŞLIYOR

Festivalin ilk günü; perşembe sabahı kahvaltıdan sonra Fethiye merkeze topluca hareket edilerek festivalin kortej geçisi için belirlenen alanda toplamak üzere motorlarımız ateşledik. Saat 13:00 civarı Fethiye merkezden Polis ve Jandarma eşliğinde bir geçişten sonra Ölüdeniz'e doğru giderken Antalya'dan Motorant grubu da bizi yakalayarak korteje katıldı. Ölüdeniz'de bir tur atılıp Kayaköy Belediye Başkanı'nı makamında ziyaret etmek için geri dönüşe geçtigimizde, Antalya Motorant' dan iki makine kortejden ayrılmaları ile bayan motorcunun makinesinin kontrolünü kaybedip devrilmesi bir anda oldu. Ama çok büyük şans eseri ne makinede, ne de sürücüsünde kalıcı hiçbir hasar yoktu. Bu festivalin ilk ve tek kazası olarak kaldı.Böylece Belediye Başkanı ile yapacağımız görüşmeye zayiatsız gidebildik. Belediye Başkanı yurt dışında olduğundan Başkan Yardımcısı'yla yaptığımız görüşme çok faydalı oldu. Gelecek senelerde tam destek sözünü, kendisinden duymak çok güzeldi doğrusu… Fotoğraf çekimleri ve basın açıklamasından sonra tekrar kamp ve festival alanına haraket edildi.

İLK GECE

Kankamız Ayça'yı Kaş'a uğurladık ve kamp alanında ki hazırlıklara devam ettik. Bu arada, Antalya Motorant grubu da iki çadır kurarak bizlere katıldı. Ayrıca diğer illerden yada yakın çevreden günü birlik gelip giden ya da gece bizimle birlikte kalan diğer motorcular ile güzel bir ortam oluşmuştu. Ancak ilk gece kötü bir şans olarak, Kaya Köy'ün elektrik sistemindeki voltaj kaybı sebebiyle, ses ve ışık sistemleri çalışamaz durumda olduğundan DJ ve Rock grupları sahne alamadı. Müzik sistemini tek çalıştırmak istediğimizde ise iki amfimiz birden yandı...Kötü bir deneyimdi, ama tüm bunlar gelecek seneye bir yatırımdı. Ama ertesi gün için voltaj ayarlıyıcısı bulmamız mümkün oldu bu da güzel haberdi .İlk geceyi, ateş başında sohbetlerle çok güzel bir şekilde geçirdik. Bu arada arzu edenler nargileye takıldı, kimileri Tattoo- Piercing alanlarını, kimileri ise resim ve heykel atölyelerini ziyaret etti ... Çadırlara döndüğümüzde saat 04:30 civarıydı...Tabii ki közde patatesi unutmamak gerek...

FESTİVALDE İKİNCİ GÜN

23 Eylül sabahı kahvaltıdan sonra kendimizi Ölüdeniz' in serin sularına ve muhteşem Turkuaz renginin içine bırakmak için ilerlerken, yolda şans eseri bir bayan kamyonet kullanıcısına yol sormak bahanesiyle Road Captain olarak makinemi kamyonetin yanına sürdüğümde karşımızda Ayça'yı buluverdik O da kamp alanına gidiyormuş röportaj için… Bize doğru yolu gösterdikten sonra yanımızdan ayrıldı. Bu arada bize söz verdiği keki getirmişti ama… AYÇA bak sana söylüyorum kanka, o kek yalan oldu kim götürdü bilmiyorum, bana halen KEK borcun devam ediyor ona göre:

AKŞAM OLUNCA

Akşam kamp alanında elektirik sorunuda çözülmüş olduğundan sahne ve ses sistemleri hazır beklemekteydi ve hava karardıktan sonra ilk grup sahne aldı. Gecenin içinde ilerlerken Ayça'ya bir baktık ki iki gün önce bizimle yol yapan hatun gitmiş başkası gelmiş üzerinde uzun bir elbise, saçlar falan… yani çok SİRİN olmuş kısacası bizde bu yüzden Ayça'ya motor üzerindeyken Ayça, motorsuzken ŞİRİN demeye karar verdik. Ama bizden önce bunu zaten Anne ve Babası yapmış bile ŞİRİN AYÇA SAYILIR

İKİNCİ SÜPRİZ

İlerleyen saatlerde motokros şovları ve hareketli müzikler eşliğinde adeta kendimizden geçiyorduk , herkes halinden oldukça memnundu doğrusu, bu arada önemli bir gelişme daha oldu ve yeni bir bayan motorcu hatunla daha tanıştık. Festival de ikinci güzel sürpriz de bu oldu. Ama ne hatun, çok sevimli ve sevimli olduğu kadar da gizemli bir hatun, bu hatunda pek çok ithal dövüş sporları ve ileri seviyede Paraşüt eğitimi almış olduğundan bu hatunla da FREN/TAKİP MESAFESİNİ KORUDUK.(Şansa bak:) Adı mı? Adı Burcu ama biz ona SEVİMLİ diyecez....Ve başımıza ne tatlı dertler açacağından bir haber, sohbetler yeni sohbetleri açarak dostluklarımızı pekiştirmeye devam ettik… Saat 21:30 civarı İstanbul'dan 3 Anatolian Tigers Üyesi'nin katılmasıyla ortam iyice şenlendi doğrusu… Disiplin Kurulu Başkanı Wolf, Full Member üyelerimizden Rescue Cengiz ve Hangaround Kardeşlerimizden Soner'den oluşuyordu bu ekip… Bu arada müziklerin ve birazda biraların etkisiyle müthiş bir gece geçirdik, geceyi sonlandırmak için yine ateş başında yapılan sohbetlerden ayrılarak çadırlarımıza girdiğimizde saat 04:00 civarıydı.

ÖLÜDENİZ SEVASI

24 Eylül Cumartesi sabahı ,kahvaltı sonrası ilk iş Ölüdeniz' e hareket etmek oldu ve Ölüdeniz' de Zıpkınla Serbest dalış yaparak bir ilke daha imza attık ve bu işten ayrı bir keyif aldık,bu işten bizim kadar balıklarında bizimle birlikte eğlendiklerini belirtmeliyim: Akşam Kamp alanına dönerken Road Captain olarak hava koşullarına bakarak yarım ssat içinde yağmur beklentim olduğunu arkadaşlarımla paylaştıktan sonra kamp alanına vardığımızda 998 bara düşen hava basıncının da altını çizdiği gibi şiddetli sağnak başladı. Kimileri Road Captain' la yağar, yağmaz iddiasına girdiğinden bu arkadaşların biralarını içmek ayrı bir keyif oldu doğrusu; bu arada yağmur yağarken boş durmadık tabi ki… Sağnak yağmur altında toprak zeminde motorlarımızla gaz açarak kendi kendimize eğlenmeye başladık bu da ayrı bir keyifti çamurlu zeminde Chopper' lara kıç attırtmak ayrı bir zevkti. Acayip eğlendiğimizi söylemeliyim.Ama yağmurun çok kötü bir etkisi oldu ve final gecemizde tüm gece aktivetelerini Paraşütle gece atlayışları dahil, iptal etmek zorunda kaldık,buna ses ve ışık gösterisi ve canlı müzikde dahil oldu. Çünkü yağmur sebebiyle açık havada müzik sistemlerinin çalışması münkün Olmadı. Oysa bu son gün özelikle Ölüdeniz, Fethiye ve Kaya Köy'den gelen pek çok yabancı turist olmak üzere birçok katılımcıyı geri çevirmek zorunda kaldık. Ama yinede bizimle kalmak isteyenler yaktığımız ateş başında güzel sohbetlere eşlik etme şansına sahip oldular. Ertesi gün Anatolian Tigers MC grubunun İstanbul ekibi geri dönüş yapacağı için ve öğleden önce İzmir'deki Pınarbaşı pistinde bulunmamız gerektiğinden, biraz erken yattık saat 00:00 civarı malzemelerimizi kısmen toplayıp hazırlanmış bir halde çadırlarımıza geçtik.

İZMİR KÖRFEZ PİSTİNDE BİR "ANATOLIAN TIGERS" ÜYESİ YARIŞTA

25-Eylül Pazar sabahı Road Captain olarak ve neredeyse tüm ekibin yükünü taşıyacak olmam sebebiyle ilk uyanan ben oldum. Saat 03:00 da çadırımdaki tüm malzemeleri toplayıp ekibimi saat 04:30 da uyandırdım. Son yükleme ve hazırlıklarla saat 05:30 da Anatolian Tigers MC İstanbul olarak bir Cruıser bir Racing Ve süpriz bir konuk Gizemli ve Tehlikeli Hatun Sevimli "KTM ile geliyor" hareket etmek için buluşma noktasına doğru gaz açtık. Uşak ve İzmir Chapter' larımızda bizden sonra yola çıkacaklardı. Bu arada, Road Captain olarak şunu belirtmeliyim ki bugüne kadar kendi makinemi hiç bu kadar yüklü görmemiştim. 5 kişilik kamp malzemesi , özel eşyaları ve aklınıza gelebilcek tüm malzemelerle yüklü bir halde yoldaydık. Makinenin yüklü oluşu sebebiyle ciddi oranda viraj kontrol ve frenleme sorunu yaşıyorduk ,diğer iki makinede ise hemen hemen hiç yük bulunmamaktaydı. Arıza'da iki çanta vardı ki bunları depo üzerine koyduğundan yolda uyuya kalmasından çok kortuk : Ama bunu da Tamer /Hangaround sayesinde aştık. Sevimli ile buluştuğumuzda kısa bir brifing verdik ve ilk sorularımızdan biri "Bu KTM' nin menzili nedir?" oldu. 140 km. bilgisini aldık bu durumda rezerve ile 170 km maksimum gider şeklinde planladık...(Yaktın bizi Sevimli : ) Ama bunu ilerleyen saatlerde öğrenecektik. Bu arada Sevimli'nin tek yükü, motorunun arkasında Efes'te atlayış yapacağı Paraşütü olduğunu belirtelim. Hatun 12 bin feet'den atlayacakmış. Kim tutar onu...

Yolun ilk 200 km. lik bölümünde Road Captain olarak makinemi yüklü haliyle özelikle ben kullandım, daha sonra makinemin bu son yüklü haliyle sürüş karakterini çözüp, ilk benzincide yerimi Disiplin Kurulu Başkanı'mız Wolf /Volkan'a bıraktım. Arka koltuk yükler sebebiyle o kadar rahat ve konforluydu ki yolculuk benim açımdan bu son rotada iyice zevkli bir hale dönüşeceğe benziyordu. İlk benzinciden sonra yaklaşık 140 km. gitmişken birden Sevimli sağa çekti "NE OLDU YAV…BENZİN BİTTİ...E E REZERVEYE GEÇ "zaten makineyi hep rezervede kullanıyormuş:)Tam bu sırada bir polis ekibi geldi "yolu kapatıyorsunuz" dedi. "Emniyet şeridindeyiz" ne alaka?... her neyse yardımcı olmadan uzadı...Wolf'un gidip bir benzinciden benzin alıp gelmesi 15 dk. sürdü. Tekrar yoldayız, bu arada Sevimli'nin cezasını kestim, Road Captain olarak bize 'tavuklu karipiyer' (???) yapacak.Aydın Otobanı'nda benzinciye 10 km. kala Sevimli yine sağa çekti malum "benzin bitti" bu da bir 'SALATAYA' patladı : Sevimli eğer böyle giderse, bize adam akıllı bir sofra kumak zorunda kalacaktı. Ama Allah'tan İZMİR'E çok yaklaşmıştık(60 km). Road Captain'ın makinesinden benzin çekerek yola devam ettik sonunda PINARBAŞI pistindeyiz. Niye mi? buradayız.

PINARBAŞINDA YARIŞTA BİR KAPLAN

Anatolian Tigers Üyeleri'nden Full Member /Asım, tamamen kendi topladığı ve sponsorsuz motoruyla KARMA grubunda saat 15:30 'da yarışacak....Koşullar Asım için elverişli değil, diğer makineler gerek lastik gerekse malzeme olarak sponsorlar sayesinde oldukça iyi ve üstünler ama Asım hiçte boş değil ve bunu KARMA grubunda açık farkla birinci olarak yarışmayı bitirerek ve üzerinde Anatolian Tigers MC yeleğiyle kürseye çıkıp TMF 'den kupasını alarak kanıtlıyordu. Bu da bize ayrı bir gurur verdi başarıların devamını diliyoruz Asım...

AYRILIŞ VE İLK KAZA TEHLİKESİ

Sevimli ile burada vedalaşarak iki makine 4 Anatoian Tigers MC üyesi olarak Bandırma'ya doğru saat 16:30 da gaz açıyoruz yol çok güzel, artık hava kararmaya başlarken ilk ve tek tehlikeli kazayı yaşıyoruz. Arkadan gelen ARIZA 'nın makinesinin ön lastiği Balıkesir'e 45 km kala, virajlarda bir kamyonu sollarken patlamıyor, adeta havaya uçuyor. Birden bire makine 80 km ile giderken sağ-sol yaparak yoğun trafikli yolda gezinmeye başlıyor büyük şans eseri motoru tamamen jantın üzerinde giderken kontrol altına alıp emniyet şeridine çekmeyi başarıyorlar... Yanlarına geldiğimizde ön lastiğin boydan boya yarıldığını görüyoruz. Böyle bir patlak kolay kolay yarışlarda bile olamazken bize denk gelmişti. Ama sevindirici olan, hiç kimseye ve makineye bir zarar gelmemişti.

Peki bu lastikle ne yapacaktık? Hemen İzmir'deki ekipten arkadaşları aradık. İnanılacak gibi değil!! ama hani İstanbul'da olsak bu kadar temiz bir iş çıkartamazdık ve lastiği değiştiremezdik. Arkadaşlar bizim arkamızdan yola çıkmışlar. Onları aradığımızda "Arkanızdan geliyoruz, 10 dk. sonra yanınızdayız" dediler. Lastiğin patlaması, yeni YARIŞ lastiğinin takılıp yola çıkmamız sadece 27 dk. sürdü. Teşekkürler ARKADAŞLAR....

Susurluk'ta kısa bir molanın ardından, İDO da yer olmadığını öğrendik ve Bursa üzerinden yolumuza devam ettik İstanbul'da Kemancı 'da biralarımızı içerken saat 02:30'u gösteriyordu... Evet ilk "Fethiye AnatolianTigers Mc Festivali" iyi ve kötü anılarıyla bitmişti. Eksikliklerimizi ve gelecek senelerde neler yapmamız gerektiği hakkında birçok fikir edinmemizi sağladı. Bize destek veren, bizimle orada olan herkese ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler, sizlerle olmak ve sizleri tanımak çok büyük keyifti gelecek sene görüşebilmek üzere.

TOPLAM YOL:2000 KM
İstanbul-Fethiye Gidiş: 16 Saat sürüş
Fethiye-İzmir-İstanbul:23 Saat Sürüş



Black Shadow %1.er
Road Captain
Anatolain Tigers MC