 |
FETHİYE MOTOSİKLET FESTİVALİ
|
FETHİYE MOTOSİKLET FESTİVALİ
21 Eylül 2005 saat 05:00
Yol notları ve izlenimler
Doğa dostu motosikletli Anadolu Kaplanları ile zevkli bir yolculuk yapmak ister misiniz? Haydi öyleyse…
Yer Kemancı Bar'ın önü. Fethiye'deki ilk Anatolian
Tigers MC 1. Fethiye festivali için Black Shadow (Road Captain), Rıza/Arıza(Prospect), Tamer(Hangaround) dan oluşan iki makinelik ilk İstanbul
ekibi, yaklaşık 900 km'lik Fethiye yolu için son hazırlıkları yapıyordu.
Yağmakta olan yağmur, bu yolun daha zevkli bir hale geleceğinin ilk
işaretlerini veriyordu.
|
.jpg) |
|
Road Captain, makinesi olan 750 Shadow 3 kişilik malzeme yüklenmişti.
Arıza'nın Suzuki 750' si ise iki kişi ve bir küçük çanta ile kuşanmış
olduğu halde, saat 05:30'da Eskihisar'a doğru gaz açtık. Aslında
Motosiklet Dünyası Dergisi'nden Ayça ile Bandırma feribotuna birlikte
binmek için plan yapmıştık, ancak gemide yer olmayınca biz karadan giderek
Ayça ile Balıkesir'de buluşmak zorunda kaldık.
|
.jpg) |
|
Malum hatunlar bekletilmeyi pek sevmediğinden biraz gaz açmamız gerekli çünkü,
buluşma noktasına kadar yaklaşık 270 km. yolumuz var... Eskihisar'a
vardığımızda saat 6:16 olmuş ve yağmur durmuştu.
Motorlarımızı geminin güvertesine park ettikten sonra, tavşan kanı
çaylarımız içerken yol üzerindeki uyguluyacağımız kuralların kısaca üstünden
geçtik. Sadece 3 makine olduğumuzdan "Serbest still" yol sürüşüne karar
verdik. Yol boyunca 'Road Captain, Ayça, Arıza' şeklinde sürüşü
gerçekleştirecektik.Gerek radar uygulaması, gerekse kurallar çerçevesinde
maksimum hızımızı 120 km. olarak belirledik .
BULUŞMA
Topçular'a teker koyduğumuzda Yalova-Bursa-Balıkesir yolunu takip ederek,
Balıkesir'in biraz dışında, Motosiklet Dergisi'nden Ayça'yı beklemeye başladık.
Ve 15 dk. sonra Ayça yanımızdaydı. Kısa bir tanışma ve brifing ardından bu kez
3 makine gaz açıyorduk. Yol tek kelimeyle harikaydı…
Ama yol boyunca ortalama 120 kilometre ile gitmemiz, özelikle Fazer ile
gelen Ayça'yı ve Suzuki ile Arıza'yı pek memnun etmediğini söyleyebilirim.
Ama ne olursa olsun yol disiplinine sonuna kadar uymaktaydılar...
|
.jpg) |
|
İLK TEHLİKE
Bu şekilde Aydın Otobanı'na gelmeden hemen önce, bir benzinciye giriş
yaparken yolun ilk olayı gerçekleşti. Benzincideki pompaların tam önünde
yaklaşık 2 araç genişliğinde bir alana mozot yada benzeri bir madde
dökülmüş ve sonra burası "sözde" yıkanmış. (Üstüne talaş yada kum
atılmalıydı). Dolayısıyla inanılmayacak kadar kaygan olan bu zemini
ben son anda görerek yön değiştirirken, sağdan gelmekte olan Ayça, Fazer'ı
ile bu alanın tam üzerinden geçip pompanın yanında durmak istedi. Ama fren
yaptığı anda makinenin ön ve arkası birden kızakladı.
Sadece 1-1,5 metre önündeki park halindeki araca çarpması kaçınılmazken
ustaca bir frenleme ve soğukkanlılık ile kısrağının kontrolünü tekrar ele
almayı başararak durdu. Şunu söylemeliyim ki; Ayça hakkında ilk "vay be!"
dediğimiz andı...
Tabii ki içimden, "Şımartmayalım hatunu hani" dedim... Ayça ile ilk gerçek
tanışma fırsatımız burada oldu yarım saatlik bir mola ardından tekrar
yoldaydık. Yol boyunca sorunsuz bir şekilde ilerlememiz devam ediyordu.
YOL
Road Captain olarak, yoldan çok aynadan ekibimdeki arkadaşlara
bakarken açıkçası Ayça'nın sollama ve viraj kabiliyetine de hayran kaldım.
Yine bir "vay be!" dedim. Bu kez açıkça söyledim ama tabiki sadece ben ve
makinem duydu bunu...Öte yandan arkamdaki iki makineden birisinin Racing
diğerinin Naked olması sebebiyle ve 120 km ile gidiyor olmamızın bir dezavantajı
olarak, Arıza -Tamer-Suzuki üçlüsü ve Ayça -Fazer ikilisi bir süre
gittikten sonra (yaklaşık 100-150 km.) motor üzerinde
jimnastik hareketlerine başlamaları üzerine, mola vermek zorunda kalıyorduk.
Aslından bundan hiç rahatsız olmuyorduk, çünkü ne kadar çok motor üzerinde
kalırsak o kadar çok keyif alıyorduk. Üstelik Fethiye oradaydı ve bir yere
gitmiyordu, eninde sonunda oraya varacaktık. Ama esas zevkli olan
motorumuzun üzerinde gitmek ve birlikte sürmek değil miydi? O zaman
istediğimiz kadar ve istediğimiz uzunlukta molalar vermekten daha güzel ne
olabilirdi ki, bizde bu anların tadını çıkartıyorduk işte....
Aydın Otobanı'nı geçtikten sonra Ayça makinesini Tamer'e vererek (biraz
da Tamer'in acısına son vermek için) yer değiştirdi. Tabii ki Tamer'in de
biraz Fazer'ın tadına bakmak gibi bir şansı oldu. Ayça ise Arıza ile biraz yol yapmanın
nasıl bir şey olduğunun tadına baktı. Kısacası herkesin keyfi yerinde bir yolculuk oluyordu.
|
.jpg) |
|
POLİS
Muğla'dan, Gökova'ya geldiğimizde tam virajlar bitip, Dalaman istikametine
gidecekken polis ekiplerince durdurulduk. Hiç bir cezai bir işlem söz konusu
değildi, ne de olsa ortalama 80-100 km. ile bu son virajları almıştık. Bize
kısa bir iki soru sorduktan sonra, (kaç km. ile gittiğimizi, nereye gittiğimizi vs. vs.)
son olarak yavaş gitmemizi isteyen polis arkadaşlar, iyi yolculuklar
dileyerek bizi tekrar yolumuza ve özgürlüğümüze bıraktılar...Polis dediğin
işte böyle olmalı, sırf ceza kesmek için değil, bu şekilde hatır sormak için bile bizleri durdursa inanıyorum ki kaza oranlarında daha fazla düşüş olacaktır.
KARAYOLLARINA DUYURULUR; " NEREDE İŞARETLERİNİZ!!!.."
Fethiye'ye yaklaştıkça virajlar oldukça sıklaşmaya başladı. Artık dağları
geçiyorduk, özellikle Göcek geçidi keyifliydi. Öte yandan artık hava kararmış
saat 20:00 civarı olmuştu. Bu arada yolun yer yer mıcırlı olması ve yol
kalitesinin düşmesinin yanı sıra, yol çalışmaları yapılan yollarda uyarı levhaları
olmaması inanılmaz tehlikeler oluşturuyordu. Özellikle bir tanesinde, 80 km. gibi bir hızla kendimizi mıcırın içinde bulduk. Zor şartlarda makinaları dengeleyebildik.
Buradan Karayollarına sesleniyoruz… "Hani nerede uyarı işaretleriniz!!!.."
Ama bu olumsuzluklara rağmen, tüm ekip sağ salim, bu yolun üstesinden geldik. Bu arada Tamer'in kaskının camı arızalandığı için çıplak gözle yol alıyor olması,
gece sürüşü boyunca biraz Tamer'i zorladı. Çünkü gece sürüş gözlüğünü yanına almamış olması kötü bir tesadüftü...
KAMP ATEŞİ
Artık yol yorgunluğunu kamp ateşinin karşısında biralarımızı
yudumlarken, yapılan sohbetlerle ve esprilerle süsleyerek pekiştirmekten
başka , orada bulunmanın keyfini çıkartmaktan başka yapacak bir şey
kalmamıştı. Bu manzaraya yıldızların da eşlik ediyor olması ayrı bir
keyifti.
Maalesef şehirde yaşarken, çoğu kez bu güzellikleri unutmuyor muyuz? Her gün programlanmış gibi, kafamızı kaldırmadan işe gidip gelirken,
orada olan bu güzellikleri, ya görmezden geliyoruz ya da göremiyoruz…
Şimdi bu güzelliklerin zevkini çıkartmaktan başka ne yapabilirdik ki?
Biz de sabah 04:30 a kadar öyle yaptık..Bu arada bolca yaptığımız yoldan
ve hazırlandığımız bu festivalden bahsettik.
Bu ateş başı muhabbeti esnasında, Ayça'nın da motosiklet konusunda ne kadar bilgili olduğunu öğrenmiş olduk. Hatun kendini motor kullanımı hakkında bayağı geliştirmiş. Bu işe gerçekten zaman ayırmış. "Bravo" doğrusu, biz bugüne kadar gerçekten bu kadar bilinçli, güzel (her yönüyle güzel :) ve oldukça başaralı motor kullanan bir bayan
görmemiş olmanın şaşkınlığıyla onunla adeta kaynaştık. Eğer erkek olsaydı
kesin Anatolian Tigers MC ye katılmasını isterdik .... Bu arada Ayça'nın
harika kekler yaptığını da öğrendik. Hatta küçük bir numunenin tadına orada
bakmamız, yarına kek siparişini vermemiz için yeterli oldu.
Ayça'yı tanımanın bu festivalin tek süprizi olmadığını yaşadığımız
ilk şaşkınlık olmadığını daha sonra öğrenecektik.
Bu arada size bir uyarı Ayça'yı fazla kızdırmanızı tavsiye etmem
hele arkasından sakın sinsice yaklaşmayın derim hatunda Uzakdoğu'dan ithal
ne kadar savunma ve hücum sporu varsa tamamını bünyesinde toplamış. O
yüzden tüm görüşmelerimizi TAKİP/FREN MESAFESİNDEN YAPTIĞIMIZI
BELİRTEYİM ::
|
.jpg) |
|
FESTİVAL BAŞLIYOR
Festivalin ilk günü; perşembe sabahı kahvaltıdan sonra Fethiye merkeze
topluca hareket edilerek festivalin kortej geçisi için belirlenen alanda
toplamak üzere motorlarımız ateşledik. Saat 13:00 civarı Fethiye merkezden
Polis ve Jandarma eşliğinde bir geçişten sonra Ölüdeniz'e doğru giderken
Antalya'dan Motorant grubu da bizi yakalayarak korteje katıldı. Ölüdeniz'de
bir tur atılıp Kayaköy Belediye Başkanı'nı makamında ziyaret etmek için geri
dönüşe geçtigimizde, Antalya Motorant' dan iki makine kortejden ayrılmaları ile
bayan motorcunun makinesinin kontrolünü kaybedip devrilmesi bir anda
oldu. Ama çok büyük şans eseri ne makinede, ne de sürücüsünde kalıcı hiçbir
hasar yoktu. Bu festivalin ilk ve tek kazası olarak kaldı.Böylece Belediye Başkanı
ile yapacağımız görüşmeye zayiatsız gidebildik.
Belediye Başkanı yurt dışında olduğundan Başkan Yardımcısı'yla
yaptığımız görüşme çok faydalı oldu. Gelecek senelerde tam destek sözünü,
kendisinden duymak çok güzeldi doğrusu… Fotoğraf çekimleri
ve basın açıklamasından sonra tekrar kamp ve festival alanına haraket
edildi.
İLK GECE
Kankamız Ayça'yı Kaş'a uğurladık ve kamp alanında ki hazırlıklara devam ettik.
Bu arada, Antalya Motorant grubu da iki çadır kurarak bizlere katıldı. Ayrıca diğer
illerden yada yakın çevreden günü birlik gelip giden ya da gece bizimle
birlikte kalan diğer motorcular ile güzel bir ortam oluşmuştu. Ancak ilk
gece kötü bir şans olarak, Kaya Köy'ün elektrik sistemindeki voltaj kaybı
sebebiyle, ses ve ışık sistemleri çalışamaz durumda olduğundan DJ ve Rock
grupları sahne alamadı. Müzik sistemini tek çalıştırmak istediğimizde ise
iki amfimiz birden yandı...Kötü bir deneyimdi, ama tüm bunlar gelecek seneye
bir yatırımdı. Ama ertesi gün için voltaj ayarlıyıcısı bulmamız mümkün
oldu bu da güzel haberdi .İlk geceyi, ateş başında sohbetlerle çok güzel bir
şekilde geçirdik. Bu arada arzu edenler nargileye takıldı, kimileri Tattoo-
Piercing alanlarını, kimileri ise resim ve heykel atölyelerini ziyaret etti ...
Çadırlara döndüğümüzde saat 04:30 civarıydı...Tabii ki közde patatesi unutmamak gerek...
FESTİVALDE İKİNCİ GÜN
23 Eylül sabahı kahvaltıdan sonra kendimizi Ölüdeniz' in serin sularına ve
muhteşem Turkuaz renginin içine bırakmak için ilerlerken, yolda şans eseri
bir bayan kamyonet kullanıcısına yol sormak bahanesiyle Road Captain
olarak makinemi kamyonetin yanına sürdüğümde karşımızda Ayça'yı buluverdik
O da kamp alanına gidiyormuş röportaj için… Bize doğru yolu gösterdikten
sonra yanımızdan ayrıldı. Bu arada bize söz verdiği keki getirmişti ama… AYÇA
bak sana söylüyorum kanka, o kek yalan oldu kim götürdü bilmiyorum, bana halen KEK
borcun devam ediyor ona göre:
AKŞAM OLUNCA
Akşam kamp alanında elektirik sorunuda çözülmüş olduğundan sahne ve
ses sistemleri hazır beklemekteydi ve hava karardıktan sonra ilk grup
sahne aldı. Gecenin içinde ilerlerken Ayça'ya bir baktık ki iki
gün önce bizimle yol yapan hatun gitmiş başkası gelmiş üzerinde uzun bir
elbise, saçlar falan… yani çok SİRİN olmuş kısacası bizde bu yüzden Ayça'ya
motor üzerindeyken Ayça, motorsuzken ŞİRİN demeye karar verdik. Ama bizden
önce bunu zaten Anne ve Babası yapmış bile ŞİRİN AYÇA SAYILIR
İKİNCİ SÜPRİZ
İlerleyen saatlerde motokros şovları ve hareketli müzikler eşliğinde
adeta kendimizden geçiyorduk , herkes halinden oldukça memnundu doğrusu,
bu arada önemli bir gelişme daha oldu ve yeni bir bayan motorcu hatunla daha
tanıştık. Festival de ikinci güzel sürpriz de bu oldu. Ama ne hatun, çok sevimli ve
sevimli olduğu kadar da gizemli bir hatun, bu hatunda pek çok ithal
dövüş sporları ve ileri seviyede Paraşüt eğitimi almış olduğundan bu
hatunla da FREN/TAKİP MESAFESİNİ KORUDUK.(Şansa bak:)
Adı mı? Adı Burcu ama biz ona SEVİMLİ diyecez....Ve başımıza ne tatlı
dertler açacağından bir haber, sohbetler yeni sohbetleri açarak dostluklarımızı
pekiştirmeye devam ettik…
Saat 21:30 civarı İstanbul'dan 3 Anatolian Tigers Üyesi'nin katılmasıyla
ortam iyice şenlendi doğrusu… Disiplin Kurulu Başkanı Wolf, Full Member üyelerimizden Rescue Cengiz ve Hangaround Kardeşlerimizden Soner'den oluşuyordu bu ekip…
Bu arada müziklerin ve birazda biraların etkisiyle müthiş bir gece geçirdik, geceyi sonlandırmak için yine ateş başında yapılan sohbetlerden ayrılarak çadırlarımıza
girdiğimizde saat 04:00 civarıydı.
|
.jpg) |
|
ÖLÜDENİZ SEVASI
24 Eylül Cumartesi sabahı ,kahvaltı sonrası ilk iş Ölüdeniz' e hareket
etmek oldu ve Ölüdeniz' de Zıpkınla Serbest dalış yaparak bir ilke daha imza
attık ve bu işten ayrı bir keyif aldık,bu işten bizim kadar balıklarında
bizimle birlikte eğlendiklerini belirtmeliyim: Akşam Kamp alanına dönerken
Road Captain olarak hava koşullarına bakarak yarım ssat içinde yağmur
beklentim olduğunu arkadaşlarımla paylaştıktan sonra kamp alanına
vardığımızda 998 bara düşen hava basıncının da altını çizdiği gibi şiddetli
sağnak başladı. Kimileri Road Captain' la yağar, yağmaz iddiasına girdiğinden bu
arkadaşların biralarını içmek ayrı bir keyif oldu doğrusu; bu arada yağmur
yağarken boş durmadık tabi ki… Sağnak yağmur altında toprak zeminde
motorlarımızla gaz açarak kendi kendimize eğlenmeye başladık bu da ayrı bir
keyifti çamurlu zeminde Chopper' lara kıç attırtmak ayrı bir zevkti. Acayip
eğlendiğimizi söylemeliyim.Ama yağmurun çok kötü bir etkisi oldu ve final
gecemizde tüm gece aktivetelerini Paraşütle gece atlayışları dahil, iptal
etmek zorunda kaldık,buna ses ve ışık gösterisi ve canlı müzikde dahil oldu.
Çünkü yağmur sebebiyle açık havada müzik sistemlerinin çalışması münkün
Olmadı. Oysa bu son gün özelikle Ölüdeniz, Fethiye ve Kaya Köy'den gelen pek
çok yabancı turist olmak üzere birçok katılımcıyı geri çevirmek zorunda kaldık. Ama yinede
bizimle kalmak isteyenler yaktığımız ateş başında güzel sohbetlere
eşlik etme şansına sahip oldular. Ertesi gün Anatolian Tigers MC grubunun
İstanbul ekibi geri dönüş yapacağı için ve öğleden önce İzmir'deki Pınarbaşı
pistinde bulunmamız gerektiğinden, biraz erken yattık saat 00:00 civarı
malzemelerimizi kısmen toplayıp hazırlanmış bir halde çadırlarımıza geçtik.
İZMİR KÖRFEZ PİSTİNDE BİR "ANATOLIAN TIGERS" ÜYESİ YARIŞTA
25-Eylül Pazar sabahı Road Captain olarak ve neredeyse tüm ekibin yükünü
taşıyacak olmam sebebiyle ilk uyanan ben oldum. Saat 03:00 da çadırımdaki tüm
malzemeleri toplayıp ekibimi saat 04:30 da uyandırdım. Son yükleme ve
hazırlıklarla saat 05:30 da Anatolian Tigers MC İstanbul olarak bir Cruıser
bir Racing Ve süpriz bir konuk Gizemli ve Tehlikeli Hatun Sevimli "KTM
ile geliyor" hareket etmek için buluşma noktasına doğru gaz açtık. Uşak ve
İzmir Chapter' larımızda bizden sonra yola çıkacaklardı.
Bu arada, Road Captain olarak şunu belirtmeliyim ki bugüne kadar kendi
makinemi hiç bu kadar yüklü görmemiştim. 5 kişilik kamp malzemesi , özel
eşyaları ve aklınıza gelebilcek tüm malzemelerle yüklü bir halde yoldaydık.
Makinenin yüklü oluşu sebebiyle ciddi oranda viraj kontrol ve frenleme
sorunu yaşıyorduk ,diğer iki makinede ise hemen hemen hiç yük
bulunmamaktaydı. Arıza'da iki çanta vardı ki bunları depo üzerine
koyduğundan yolda uyuya kalmasından çok kortuk : Ama bunu da
Tamer /Hangaround sayesinde aştık. Sevimli ile buluştuğumuzda kısa bir brifing
verdik ve ilk sorularımızdan biri "Bu KTM' nin menzili nedir?" oldu. 140 km.
bilgisini aldık bu durumda rezerve ile 170 km maksimum gider şeklinde
planladık...(Yaktın bizi Sevimli : ) Ama bunu ilerleyen saatlerde
öğrenecektik. Bu arada Sevimli'nin tek yükü, motorunun arkasında Efes'te atlayış
yapacağı Paraşütü olduğunu belirtelim. Hatun 12 bin feet'den atlayacakmış. Kim
tutar onu...
|
 |
|
Yolun ilk 200 km. lik bölümünde Road Captain olarak makinemi yüklü
haliyle özelikle ben kullandım, daha sonra makinemin bu son yüklü haliyle
sürüş karakterini çözüp, ilk benzincide yerimi Disiplin Kurulu Başkanı'mız
Wolf /Volkan'a bıraktım. Arka koltuk yükler sebebiyle o kadar rahat ve
konforluydu ki yolculuk benim açımdan bu son rotada iyice zevkli
bir hale dönüşeceğe benziyordu. İlk benzinciden sonra yaklaşık 140 km.
gitmişken birden Sevimli sağa çekti "NE OLDU YAV…BENZİN BİTTİ...E E
REZERVEYE GEÇ "zaten makineyi hep rezervede kullanıyormuş:)Tam bu
sırada bir polis ekibi geldi "yolu kapatıyorsunuz" dedi. "Emniyet
şeridindeyiz" ne alaka?... her neyse yardımcı olmadan uzadı...Wolf'un gidip
bir benzinciden benzin alıp gelmesi 15 dk. sürdü. Tekrar yoldayız, bu arada
Sevimli'nin cezasını kestim, Road Captain olarak bize 'tavuklu
karipiyer' (???) yapacak.Aydın Otobanı'nda benzinciye 10 km. kala Sevimli yine
sağa çekti malum "benzin bitti" bu da bir 'SALATAYA' patladı : Sevimli eğer böyle
giderse, bize adam akıllı bir sofra kumak zorunda kalacaktı. Ama Allah'tan
İZMİR'E çok yaklaşmıştık(60 km). Road Captain'ın makinesinden benzin çekerek
yola devam ettik sonunda PINARBAŞI pistindeyiz.
Niye mi? buradayız.
PINARBAŞINDA YARIŞTA BİR KAPLAN
Anatolian Tigers Üyeleri'nden Full Member /Asım, tamamen kendi topladığı
ve sponsorsuz motoruyla KARMA grubunda saat 15:30 'da
yarışacak....Koşullar Asım için elverişli değil, diğer makineler gerek
lastik gerekse malzeme olarak sponsorlar sayesinde oldukça iyi ve üstünler ama
Asım hiçte boş değil ve bunu KARMA grubunda açık farkla birinci olarak
yarışmayı bitirerek ve üzerinde Anatolian Tigers MC yeleğiyle kürseye çıkıp
TMF 'den kupasını alarak kanıtlıyordu. Bu da bize ayrı bir gurur verdi
başarıların devamını diliyoruz Asım...
AYRILIŞ VE İLK KAZA TEHLİKESİ
Sevimli ile burada vedalaşarak iki makine 4 Anatoian Tigers MC
üyesi olarak Bandırma'ya doğru saat 16:30 da gaz açıyoruz yol çok güzel,
artık hava kararmaya başlarken ilk ve tek tehlikeli kazayı yaşıyoruz. Arkadan
gelen ARIZA 'nın makinesinin ön lastiği Balıkesir'e 45 km kala,
virajlarda bir kamyonu sollarken patlamıyor, adeta havaya
uçuyor. Birden bire makine 80 km ile giderken sağ-sol yaparak yoğun
trafikli yolda gezinmeye başlıyor büyük şans eseri motoru tamamen jantın
üzerinde giderken kontrol altına alıp emniyet şeridine çekmeyi başarıyorlar...
Yanlarına geldiğimizde ön lastiğin boydan boya yarıldığını görüyoruz.
Böyle bir patlak kolay kolay yarışlarda bile olamazken bize denk gelmişti.
Ama sevindirici olan, hiç kimseye ve makineye bir zarar gelmemişti.
Peki bu lastikle ne yapacaktık? Hemen İzmir'deki ekipten arkadaşları aradık.
İnanılacak gibi değil!! ama hani İstanbul'da olsak bu kadar temiz bir iş
çıkartamazdık ve lastiği değiştiremezdik. Arkadaşlar bizim arkamızdan yola çıkmışlar.
Onları aradığımızda "Arkanızdan geliyoruz, 10 dk. sonra yanınızdayız" dediler.
Lastiğin patlaması, yeni YARIŞ lastiğinin takılıp yola çıkmamız sadece 27 dk. sürdü.
Teşekkürler ARKADAŞLAR....
|
 |
|
Susurluk'ta kısa bir molanın ardından, İDO da yer olmadığını öğrendik ve
Bursa üzerinden yolumuza devam ettik İstanbul'da Kemancı 'da biralarımızı
içerken saat 02:30'u gösteriyordu...
Evet ilk "Fethiye AnatolianTigers Mc Festivali" iyi ve kötü anılarıyla
bitmişti. Eksikliklerimizi ve gelecek senelerde neler yapmamız gerektiği
hakkında birçok fikir edinmemizi sağladı. Bize destek veren, bizimle orada olan
herkese ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler, sizlerle olmak ve
sizleri tanımak çok büyük keyifti gelecek sene görüşebilmek üzere.
TOPLAM YOL:2000 KM
İstanbul-Fethiye Gidiş: 16 Saat sürüş
Fethiye-İzmir-İstanbul:23 Saat Sürüş
Black Shadow %1.er
Road Captain
Anatolain Tigers MC
|
.jpg) |