YAĞMUR, KAR, ÇAMUR VE CHOPPER
Anatolian Tigers MC olarak, her ay  tüm üyelerimizin katılımı ile yaptığımız olağan toplantıda, Kulüp Başkanımızın emri üzerine, mart ayının ikinci haftasında, gezi yapılmak üzere bir rota çıkartmam istendi.Yol Kaptanı olarak aslında çokta düşünmeme gerek yoktu. En uygun yer, özelikle her mevsimi ayrı bir güzel olan, Yalova /Çınarcığın üstündeki Erikli yaylası için bir Rota Kartı hazırlayıp, Başkanıma sunmak oldu .Başkanın da onay vermesi ile rota kartını kulüp üyelerimiz ile paylaştık Bu paylaşımın ardından, planlandığı gibi 14 mart tarihinde kulüp kardeşlerimiz ile birlikte, Bostancı’dan saat 14:00 da hareket ettik.

   Erikli Yaylası’na Chopperla ilk defa Tansu Serim kardeşim ile beraber çıkmıştık  ve 2001 yılının ekim ayı idi. O zamandan,  bu güne tam 8 yıl geçmişti ve o gezimizde Motor Bike’ın 2002 Ocak sayısında “Yağmur, Çamur ve Chooper “ adı ile yayınlanmıştı.  Geçen zaman içersinde, pek çok Chopper kullanıcısı bu yaylayı ziyaret etmişti. Ve şimdi, yine Erikli Yaylasına sürüyordum ama bu kez Anatolian Tigers MC kulübünün Yol Kaptanı olarak ve yanımda kardeşlerim ile birlikte…

Geçen zaman içerisinde, Erikli Yaylası’nın o meşhur çamurlu yolu gitmiş, yerine yaylaya kadar devam eden  asfalt yol yapılmıştı. Ama asla bu yolu hafife almamak gerekiyordu. Özelikle kış koşullarında asfalt da olsa, bu yol zaman zaman kar yağışı sebebiyle sık sık kapanıyordu.

  Geçen sene itibariyle, iki kez yine Erikli Yaylası’na motorlarımızı sürmüş ve  çok güzel iki hafta sonu geçirmiştik.Ama simdi kış koşullarında buraya sürmek için Bostancı’dan yola çıktığımızda İstanbul’ da hava kapalı, yer yer şiddetli sağanak seklinde yağış vardı. Ancak MC kulübü olarak her türlü hava koşulunda süren ve gerek kıyafet eksiği olmayan, gerekse sürüş deneyimi yüksek üyelerden oluşmamız,  sağanak altında sürmeyi bizler için ayrı bir keyif  haline getirmekteydi. Buna  birde toplu sürüşün o ayrı zevki de katılınca, keyfimize diyecek yoktu. Oysa gökyüzündeki bulutlar iyice alçalmış ve koyu renkleri ile bir cephe olduklarını adeta bize söylüyorlardı.

   Ancak Erikli Yaylası‘nın bir güzel yanı da İstanbul’a olan yakınlığı idi. Buna birde yaylaya çıkan yolun asfalt olması da eklenince, Chopper kullanıcıları için Erikli Yaylası doğa ile iç içe olmak en cazip yer haline geliyordu. Bir kez motorlarınızı buraya sürecek olursanız, inanın ki elinize geçen her fırsatta buraya kaçarsınız. Dağcılık yaparken, bu sebepten buraya Arka Bahçe derdik. Toplamda 3 saatlik bir sürüş ile çadırınızı kurup, rüzğarın sesini dinlerken, çayınızı yudumlamanız içten bile değildir.

    Anatolian Tigers MC olarak biz,  Topçular iskelesine teker koyduğumuzda saatlerimiz henüz 15:45 i göstermekteydi. Yalova’da öğlen yemeği, Çınarcık’ ta kumanya takviyesinin ardından, saat 17:00 da alacakaranlık ve sağanak yağmur altında Teşvikiye köyünden yukarıya, Erikli yaylasına bizi götürecek dağ yolunda motorlarımızı sürmeye başlamıştık. Yükseldikçe Samanlı Dağları’nın doruklarına inmiş yağmur bulutlarının arasından motorlarımızı sürerken, yolun iki yanında duran kar tepeleri bu sürüşü daha da heyecanlı bir hale getirmekteydi. Ama açıkçası akşam olacaklara hiçbirimiz hazırlıklı değildi...

    Erikli Yaylası’na pek çok kez gelmiş olmam, özellikle dağcılık yaptığım dönemde edindiğim bölgesel bilgiler ışığında, motorları yaylanın hemen girişindeki alana park ettik. Böylece ertesi gün yola çıkarken, Chopperlarımızı son 500 metrelik  Erikli’nin o meşhur çamurlu yolunda saplanmasının önüne geçmeyi hedeflemiştik. Bu noktada motorlarımızdaki kamp malzemelerin çözerek yanımıza aldık. Yaklaşık 5 dk ‘lık yürüyüş mesafesindeki, kamp alanına yürüyüşe geçmeye hazırlanırken aramızda bulunan tek GS makine gaza gelerek ileri atıldı. Bu gazla yanımızda bizlere eskort yapan bir misafirimiz, arabasıyla GS i takip etmeye kalkması olayın boyutunu bir an da değiştirdi. Park yerinden 20 metre ilerde, su seviyesi dize kadar gelen  ve zemini  çamur olan derenin içinde GS in devrilmesi sorun pek olmadı. Onu  hemen kurtardık ama  arabanında  kayarak çamura saplanması bize  tam bir eğlence oldu. Tabii ki doğaya çıkınca altın kural, onun kurallarıyla oyunu oynamaktır… Eh bunu  da bir şekilde öğrendiler. GS için sorun yoktu kalktı ve gazlayıp yolun sonuna kadar giderek, yayladaki kamp alanında  tek motor olma özelliğini de aldı. Araç için ise kampımız kurduktan sonra geri döndük.  Yaylaya geldiğimizde burada bir kamyonet vardı. Biz arabayı çıkarmaya uğraşırken kamyonet bize yardıma geldi ama o da batmasın mı çamura … Şimdi kurtarılması gereken araç sayısı etti mi iki... Bu arada yağan sağanak işi iyice zevkli hale getirmekteydi, adeta Off-Road cular gibi arabalar ve bizler çamur içinde kalmıştık. Sonuçta kamyoneti kurtardık ama aracımızı sabah traktör bulana kadar olduğu yerde bırakıp, kamp alanına dönmekten başka elimizden bir şey gelmiyordu.  Geri döndüğümüzde aradan geçen yarım saat içerisinde şiddetli sağanak altında ateş yakmakla görevlendirdiğimiz üyelerin bunu başarı ile gerçekleştirdiğini keyif içersinde gördük .Nede olsa bu buz gibi havada hem ısınmak, hem de yemek yapmak için bu ateş çok önemliydi. Ancak hesaba katmadığımız bir şey vardı, aylardan Mart ve burası Erikli Yaylası idi. Bu kadar kolay kurtulamazdık. Erikli Yaylası  son sözünü  söylememişti...

   Tüm çabamıza rağmen şiddetli sağanak sebebiyle, ateşi yanar şekilde tutabilmek özelikle kuru ağaç bulabilmek imkansız bir hale gelmişken kamp ateşinin üzerine bir panço ile yağmurdan korumaya çalışırken, birden bire yağmur kara ve hemen ardından tipi şeklinde kara dönüşü verdi…Evet;  Erikli son sözünü tipi ile söylemişti. Sadece yarım saat içersinde tüm yayla beyaz bir örtüye bürünü vermişti. Her şeye rağmen sucuk ekmek ve şarabın tadına bakmaktan geri kalmadık. Eh bize de bu yakışırdı.  Doğada hayatta kalmak için en önemli kurallardan biriside,  araziye ve koşullara adapte olmak olunca Anatolian Tigers MC üyeleri de  kar ve tipi yağışı başlayınca anında adapte olmaktan geri kalmadılar.  Madem kar ve tipi var öyleyse buza ihtiyaç yok deyip, rakıları ortaya çıkartı verdik. Eh buz sorunu da aşıldığına göre değmeyin bizim keyfimize...

   İlerleyen saatlerle birlikte çadırlarımızdaki sıcacık uyku tulumlarımızın içine girdiğimizde, saatler 01:00 i göstermekteydi ama kar ve tipi de en ufak zayıflama yoktu. Tüm gücüyle sabaha kadar’da devam etti. Böyle giderse Kar Kaplanlarına dönüşerek aşağıya inmek zorunda kalacaktık.

   Pazar sabahı, çadırlarımızın kapısını atçımız da yerde iki karışa yakın kar vardı ama sonunda durmuştu hatta güneş açmıştı. Bir gece için çok macera yaşamıştık. Biz yağmuru ve sağanağı bekliyorduk ama kar tam bir sürpriz idi .Sabah kar içinde kamp ateşimizi tekrar yaktık, kuş sesleri ve muhteşem bir manzara eşliğinde öğlen 13:00 a kadar kahvaltı  yaptık. Özelikle biraz oyalanmıştık çünkü kar başladığı gibi hızla erimekteydi ve dönüş yolunda Chooperlarımızı karlı zeminde sürmemek için özelikle biraz ağırdan alıyorduk. Bu arada kampımızı toplayıp makinelerimize geri yükledik. Köyden traktörümüz de gelince  aracımızı maceralı bir şekilde kurtardıktan sonra yüzlerde kocaman bir gülümseme ile Erikli Yaylası’na en kısa zamanda tekrar gelmek üzere söz vererek, geldiğimiz rota üzerinden geri dönüşe geçtik. İstanbul’da saat 19:00 civarında motorlarımızı garajlarına park ederken üstümüzde Erikli Yaylası’nın meşhur çamuru ile ıslanmış kıyafetleri ve zihnimizde yaşadığımız bu güzel ve heyecan dolu kampın anıları ile evlerimizden içeri giriyorduk. İşte o zaman  bu hafta sonu kaçamağının tüm zorluklara  rağmen aslında bizlere ne kadar iyi geldiğini anlayabildik....

 Erikli Hakkında Notlar:

Erikli yaylası Samanlı Dağlarında 440 metre yükseklikte olup çevrede yazın gezip görebileceğiniz toplam 5 şelalesi ve çok meşhur bir patika rotası ile yürüyüş için ideal bir parkura sahiptir. Erikli’den 10 km. yol mesafesinde,  880 metrede Delmece Yaylası bulunmakta olup Delmece Yaylası’ndan bir saat mesafede görülmeye değer dev ağaçlardan oluşan bir orman bulunmaktadır. Her iki yaylada içilecek su sorunu bulunmamaktadır.

  Erikli Yaylası’nda  3 ayrı noktada doğal su kaynağı bulunmaktadır (4 mevsim içilebilir).  Yaylanın kenarından akan dere yatağı kış aylarında yükseldiğinden bu su kaynaklarından kışın sadece 2 tanesi kullanılabilir. En yakın olanı yayla girişindeki ahşap evlerinin karşındadır ve ana su kaynağı olarak kullanılmaktadır bu yüzden yanınızda 5 litrelik bir pet şişe getirerek sürekli olarak bu kaynağa gidip gelme problemini aşabilirsiniz. Kış aylarında,  dereden  kesinlikle su alıp kullanmayın (bulaşık hariç)Delmece yaylasında Yayla evlerinin yanında ana su kaynağı bulunmaktadır.

 Erikli Yaylası’nda kış koşullarında motorlarınızı  yayla girişindeki ahşap evlerinin yanındaki çakıllı ve çimen araziye bırakabilirsiniz. Yazın dahi olsa yaylaya Chopperlar ile girecek olursanız sıkı bir yağmur yağacak olursa 500 metrelik toprak parkuru geçmekte oldukça zorlanabilirsiniz ”DİKKAT” edin !.. Ama macera oluyor.

  Nasıl Gidilir: 

Yalova üzerinden Çınarcık’a oradan sahil yolunu takiben Armutlu istikametine dönüş yapılır. (Çınarcık –Armutlu sapağı 4 km.) Armutlu sapağından düz karşıya geçilecek. Kesinlikle Armutlu’ya, yani  sağa  doğru dönüş yapmayın, yolun solunu kullanarak karşıya geçin. Bu yol sizi 4 km sonra Teşvikiye köyüne götürür. Burası son yerleşim alanı, başka yerleşim alanında yok. Teşvikiye köyünün girişinde sola giren yeşil-mavi yolu takip ederseniz 8 km. sonra Erikli,18 km. sonra Delmece Yaylası’nda olursunuz.

 DİKKAT:Bu dağ yolu 1,5 araba genişliğinde olmasına karşın çift yönlü kullanılmaktadır dikkatli ve yavaşça çıkın araçlar aniden önünüze çıktıkları gibi üstünüze sürmek gibi bir huyları var.

 KONAKLAMA:Elbette öncelikli olarak çadır ;ancak yaza doğru yayla girişinde ahşap evlerde hizmete girmiş olacaklar.

 İLETİŞİM:İki ay öncesine kadar Erikli de cep telefonları çekmiyordu. Bu sürüşümüzde artık kısmen çalıştıklarını gördük, ama bizden size tavsiye yaylaya geldiğinizde ceplerinizi kapatın ve doğada kısa sürede olsa her şey den uzak kalabilmenin tadını çıkartın.

Saygılarımla.

Road Captain

Anatolian Tigers MC

www.anatoliantigers.org

nighttrain@anatoliantigers.org