Bolu - Göynük Gezisi

Bolu - Göynük Gezisi
11 Haziran Cumartesi
Saat ; 06:00
Yer Anatolian Restorant
Sürekli çalan telefonlar...
Başkan gidiyormuyuz? dısarıda acayip bi hava var, burada yağmur yağmıyor sanki gökten kovayla dökülüyor, orada nasıl?
Burada da bardaktan boşalırcasını yağıyor...
Hava ne olursa olsun gidiyoruz öylemi?
Tek bir nefer bile kalsa gidecek yani,
Tabii ki geleceğiz, bu havalar bize hava gelir.
Saat ; 08.00

Anatolian tigers ve davetlileri yola koyulmak üzere son hazırlıklarını yapmaktadır. Toplam 25 motorluk kafile Bolu'ya doğru hareket için kontak çevirdiklerinde yağmur tüm haşmetiyle yağmaya devam etmektedir. İçlerinden biri gurubu motive etmek istercesine, " bakın, bakın ileride bulutlar yükseliyor sanırım açacak" diye parmağıyla kapkara bulutların ardındaki , küçücük açıklığı işaret ediyordu. gruptakiler ise ikiye bölünmüş bir halde, davetlilerin çoğu karanlık bölümü, Anatolian Tigers üyeleri ise o küçücük açıklığı görmeye özen gösteriyorlardı sanki. Sonuçta , yağmurun hızlanması sonucu bi kaç motor ayrılma kararı aldı. Kalanlar kararlılıkla yola devam ederken, yağmur'da karalılığını her geçen saniye göstermekteydi. Road Captain gerçi tüm üye ve davetlilere bir haftadır havanın yağmurlu olacağını ve yağmurluk bulundurmak gerektiğini söylemişti ama. Ya sesini tam duyuramamış olmalı yada yağmurluklar böyle bi yağmura alışkın değildi. Gökten kopan tufan , her yürüdüğümüz kilometrede, birilerini daha koparttı gruptan. Otoyol da arabalar ve kamyonlar bile saklanacak bi delik ararken, Onbir motorluk Anatolian Tigers konvoyu yol alma mücadelesine devam ediyordu. Ancak önünüzü hiç görmüyor ve motorla birlikte yüzüyorsanız, bi benzinlik bulmakta yarar var deyip, boğulmadan bi benzinliğe attılar kendilerini. Bir saatlik bekleyiş, yağmur kovadan dökülürcesinden, bardaktan boşalırcasına döndüğünde tekrar yola çıkılır. Her elli kilometrede bir durup, postallardan bir bardak suyu boşaltarak, eldiven ve montları sıkıp, tekrar yola koyulmaca. Bolu dağını tırmandıkça bulutlar dağılmaya , hava açmaya başladı.

Bolu girişinde bizi karşılayan GEZ TUR ve İl Emniyet Müdürlüğüne ait ekip otoları bizleri karşıladığında hem hava açmış, hem de böyle sıcak bir karşılama ile tüm üşümemizi unutmuştuk. Yaklaşık yarım saatlik bir kuruma ve ısınma dan sonra , ekip otolarının eskortluğunda, İzzet BAYSAL anıtına saygı duruşunda bulunmak üzere yola koyulduk. Yol boyu Bolu halkının ilgisi bizleri çok mutlu kıldı. Anıta geldiğimizde bizi bekleyen Belediye Başkanı, Valilik görevlileri ve basın ordusu , hiç te alışkın olmadığımız manzaralardan ama çabuk alıştık sanki. Saygı töreni merasiminden sonra eskort eşliğinde tekrar yola koyulduk ve Eşsiz güzelliği ve muhteşem doğası ile Gölcük karşıladı bizleri. Tadını unutamayacağımız Alabalık ve ikramlar bu doğa ile bütünleşmiş restaurant tüm yorgunluğumuzu atmamızı sağladı. Akşam olmak üzereydi artık, Emniyet , Jandarma ve 112 Acil servis eskortları eşliğinde Doğa otele vardığımızda, yolda geçirdiğimiz yağmur, soğuk ve yorgunluk izlerini kaybetmeye başlamış, yerini Bolu halkının tüm birimleriyle bizleri kucaklamasının verdiği mutluluk ve güven almıştı.

Gece otel'de çekilen müzik ziyafeti yemeğin tadını ikinci planda bıraktı. Geç saatlere kadar kimi şömine karşısında , kimi bar taburesinde.

Sabah köy kahvaltısıyla başlayan günümüz , gene jandarma 112 Acil servis eşliğinde Göynük'ün tarihi dokusu ve Dünya'da sadece İki tane olan , "Bir savaş kazanıldığı için dikilmiş " anıt niteliğindeki kuleyi (2. Amerikada ki özgürlük heykeli) ve Akşemseddin türbesi, Romalılar döneminden kalma hamamıyla, Friklerden kalma bu eski kenti gezerken, hem doğadan , hem tarihten, hemde Göynük halkından çok etkilendik. Çünkü her geçtiğimiz sokakta birilerinin sizlere hoşgeldiniz demesi, hatır sorması, bahçelerine buyur etmesi. Dalında toplanmayı bekleyen, dut, erik, kirazları toplamanız için ısrar etmesi, sizin için toplayıp zorla elinize tutuşturması. Böylesi güleryüzü ne zaman unuttuk biz. Ne zaman kaybettik o misafir perverliğimizi. Hala kaybetmediğimizi, hala geleneklerimizin yaşadığını görmek . Bizi böyle renkli kılan, diğerlerinden ayıran bu güzellikler hiç bitmesin duygusunu uyandıran. Tekrar yola koyularak orman içinden kıvrıla kıvrıla Çubuk gölü ne vardık. Ağaç bir köprüden akrobasiyle geniş bir çimlik alana indiğimizde göl den içeriye kadar uzanan oldukça geniş bir çim alan ve çimlerle bir kalemle çizilmiş gibi keskin hatlarla ayrılmış sık orman, İşte tam o çimenliğin ortasına kurulmuş dev bir mangal ve lüks restaurant kıvamında hazırlanmış aut side catering, doymak bilmeyen Anadolu Kaplanlarını doyurmaya kararlı bir bolu halkı.

Yemek sonrası köfte ve ızgaraların rehaveti çökmeden gene yola çıkmalıyız. Gün kısa gidilecek yer çok nede olsa. Geri dönüşte Mudurnu Belediye Başkanı bizleri beklediğinden kısa 'da olsa kendilerini ziyaret ederek nazik davetlerinden dolayı teşekkür etmemiz yetmedi. Kendileri bir daha ki sefere gelişimizde bir günü Mudurnu'ya ayırmamız için söz almadan ayrılamadık bu şirin ilçeden. Siz böyle yaparsanız biz hiç gitmeyecekmişiz gibi geleceğiz sanki. Daha Sünnet gölü var görülecek, buraya geldiğimizde de şu kararı aldık; Bolu bizim bilmediğimiz ne çok güzelliği barındırıyormuşta haberimiz yokmuş, bundan sonra her bir parçası ayrı bir program olarak planlansın ki bu güzellikleri tam anlamıyla yaşayabilelim.

Geri dönüş planımız yaklaşık beş saat gecikmişti ama grupta hiç geri dönme isteği yoktu sanki. Saatler geçmesin , bi yerler daha görelim istercesine gezmeye devam ediyorduk ama hava da kararmaya başlamıştı ve daha alınacak yaklaşık üçyüzelli kilometrelik bi yol vardı önümüzde. Bolu çıkışında bizi uğurlayan tüm görevlilerle, en kısa zamanda tekrar Bolu'yu ziyaret etmek ve Türkiye'de ağırlayacağımız Yunanlı Motosiklet Klübü ile birlikte gelmek üzere sözleşip yola koyulduk. Teşekkürler Bolu'ya , bizleri kucaklayan tüm resmi makamlarına, Bolu halkına ve bu gezide emeği geçen herkese. Bir daha ki sefere görüşünceye kadar hoşçakalın.


Survivor
Treasure